Gazeteci Fatih Altaylı, bugünkü köşe yazısında spor dünyasındaki hukuk süreçlerine verilen aralara dikkat çekti. Özellikle Dünya Kupası dolayısıyla durdurulan bahis ve şike operasyonlarının, yasaların işleyişini aksattığını ifade etti. Altaylı, bu durumu “hukuka milli ara” olarak tanımlayarak, “Hukuk beklemez ve beklememelidir” dedi.
Futboldaki etik sorunların yalnızca oyuncularla sınırlı kalmadığını, yöneticilerin de bu durumun bir parçası olduğunu vurgulayan Altaylı, Türk sporundaki ahlaki çöküşe karşı durulması gerektiğini dile getirdi.
Yazısında, Bosch’un Anneler Günü reklamı hakkında çıkan tartışmalara ve RTÜK’ün müdahalesine de yer veren Altaylı, bir reklamın toplumda olumsuz bir algı yaratmadığı sürece özgür olması gerektiğini savundu. “Eğer beğenmiyorsanız almazsınız, protesto edersiniz” diyerek, düşünce özgürlüğüne dikkat çekti.
Tutuklu yargılama süreçlerini eleştiren Altaylı, Erden Timur, Merdan Yanardağ, İsmail Arı ve Alican Uludağ gibi isimlerin durumlarına değinerek, “Yazık değil mi çocuklarına? Tutuklu demek kolay ama içerideki kişilerin durumunu düşünmek lazım. Hastalık ve ekonomik zorluklar yaşarken, bu zulümden vazgeçin” ifadelerini kullandı.
Son olarak ‘Sippenhaft’ kavramını ele alan Altaylı, birinin suçu nedeniyle ailesinin ya da yakınlarının cezalandırılmasının modern hukukta yeri olmadığını belirtti. Gülistan Doku soruşturması ve gazeteci Sarya Toprak’ın babasının görevden alınmasını örnek gösteren Altaylı, “Güvenilir bir hukukunuz yoksa, yabancı yatırımcılar da gelmez” uyarısında bulundu.